16 Ekim 2013 Çarşamba

Tek Çocuk Olmak

Bayram günü için ilginç bir başlık seçmiş olabilirim. Bana bu ilhamı verense, Elif Şafak'ın denemelerinin yer aldığı Şemspare adlı kitabındaki "Yalnızların Gücü" başlıklı yazısı. Yazının beğendiğim kısımlarını aynen aktarıyorum:

"...başta Harvard Üniversitesi olmak üzere, şu anda yürütülen bilimsel araştırmaların yayınlanan sonuçlarına atıfta bulunularak şöyle bir sav geliştiriliyor: Yalnız çocukların, tek başına kalabilen gençlerin ve genelde yalnız olan insanların empati gücü, sürekli sosyalleşenlere oranla daha yüksek çıkıyor."

"Bir başka ifadeyle, durmadan grup psikolojisiyle hareket eden, kendini bir kolektivitenin parçası olarak gören ve bunun dışında bağımsız bir kimlik kuramayan insanlar, hangi kesimden olursa olsunlar, ara ara yalnız kalan insanlara kıyasla empati kurmakta, başkasına tolerans göstermekte ve farklılıklara anlayış ve şefkatle bakabilmekte daha geride kalıyorlar."

Bu satırları altını çizerek okudum. Belki de tek çocuk olduğum için, hayatım boyunca sağlam dostluklar kurmuş olmayı başarsam da, kendi kendimi oyalamayı bildiğimden tanıdık geldi bu tarif bana. Arada bir kabuğuma çekilip kendimi dinleme ihtiyacımın da buradan kaynaklanabileceğini düşündüm. İnsan kendini oyalamayı öğrenirken, ister istemez her şeyden önce birey olması gerektiğini fark ediyor. Çevresini ve farklı hayatları daha çok gözlemlemeye başlıyor. Yazarların da yalnız kalmayı başarabilenler arasından çıkması tesadüf olmasa gerek...

Kabul edilme ihtiyacı ve aidiyet duygusu kuşkusuz insanın en büyük ihtiyaçlarından. Ancak hayatta her şeyin bir dengesi olması gerektiği gibi, sosyalleşmenin de dozunu iyi ayarlamak gerek. Özellikle sorgulamanın yasak olduğu, üyelerinin koşulsuz biçimde bağlı olması beklenen kurallardan ibaret olan gruplar, suni ortamlar, ölçülüp biçilen tavırlar bende bir nevi alerjik reaksiyon yaratıyor. Bence insan önce birey olmayı başaramadığı sürece, içinde bulunduğu gruba da bir şey katamaz. Yalnızca kendine benzeyen insanlarla birlikte olduğu için kendini güvende hisseder. Ama bu yapay bir güven hissidir. 

Bu yazdıklarımdan bir münzevi olduğum sonucu çıkmaz umarım. Aksine, bugün bayram dolayısıyla aileyle geçirilen kaliteli zamanlardan sonra aklıma geldi bu yazıyı yazmak. Kendini karşısındakinin yerine koyabilen, baskı uygulamayan, değiştirmeye çalışmayan bireylerden oluşan aileler, daha mutlu, huzurlu ve üretken bireylere sahip oluyor.

Bir de, "Tek çocuklar şımarık ve bencildir," ön yargısını çok güzel çürüttüğü için hoşuma gitti yalnızların empati yeteneklerinin daha gelişmiş olduğu savı. Yalnız kalmak, insanın kendini dinlemesi, içe dönmesi, hayatı sorgulaması, bir şeyler yaratmak isteyenler için çok yararlı aslında. Elif Şafak'ın da dediği gibi, "insan yalnızlığından çok şey üretebilen bir varlık" ve "sanat, felsefe, edebiyat, düşünce, derinlik hep o yalnızlıklardan çıkıyor. Kendimizle baş başa kalabildiğimiz ender anlardan."